1. GÜN İstanbul-Saraybosna
Istanbul Atatürk Havalimanı Dışhatlar Gidiş Terminali Bamtur Kontuarı önünde saat 10:00'de buluşma . Bilet,bagaj ve pasaport işlemlerini takiben,
saat 12:10'da Türk Havayolları'na TK 1425 sefer sayılı uçakla Saraybosna'ya hareket. Saat 13:00'da Saraybosna'ya varış. Pasaport , bagaj ve gümrük işlemlerinin ardından Saraybosna turumuzda öncelikle Aliya İzzet Begoviç'in de kabrinin bulunduğu şehitliği ziyaret ediyoruz. Sonra Avrupa'nın en müstesna çarşısı Başçarşı'da gezintimizi yapıyoruz. Osmanlı döneminden beri faaliyete devam eden Kurşunlu Medresesi'ni geziyoruz. Ardından Kanuni Sultan Süleyman'ın akrabası Hüsrev Bey Camii'ni geziyoruz. Turumuzun devamında Saat Kulesi, Saraybosna'da Katolik Katedrali, Ortodoks Kiliseleri ve Musevi Sinagogu'nu görüyoruz. Ardından 1. Dünya Savaşı'nın çıktığı Latin Köprüsü'nü görüyoruz. Osmanlı Kalesi Beyaz Tabya'yı, Fatih Sultan Mehmet'in şehre girdiği kapıdan geçip Osmanlı Çeşmesinden su içerek turumuzu yavaş yavaş tamamlıyoruz. Son olarak Fatih Sultan Mehmet Han'a atfedilen Fatih Camii'ni ziyaret ettikten sonra Savaş Tüneli turuna başlıyoruz.turumuzdan sonra otelimize transfer,odalara yerleşme. Geceleme otelimizde.Dileyen Misafirmelerimiz rehberlerimiz tarafından organize edilecek olan yemekli ve müzikli Boşnak Gecesi turuna ekstra olarak katılabilirler.(40 Euro) Soğuk Meze,Ana Yemek ve 1 içeçek dahil.Geceleme otelimizde.
2. GÜN Saraybosna ( Vrelo Bosna,Travnik)
Serbest uyanma ve kahvaltının ardından yapacağımız Öğleden sonranız serbest. Dileyen misafirlerimizle ekstra olarak düzenlenecek yarım günlük Savaş Tüneli-Vrelo Bosna ve Travnik turu. (40 Euro) Saraybosna'nın su kaynağı İgman Dağı'nın eteklerindeki Vrelo Bosna'da Boşnak böreği ziyafeti ve ardından gezintimize devam ediyoruz.Sonra Travnik şehrine hareket ediyoruz. Şehre vardıktan sonra savaş sırasında birçok insanın şehit edildiği Ahmiç Köyü'nü ziyaret ediyoruz. Osmanlı Kalesi'nden şehrin temaşasını gördükten sonra tarihi dokusunu hala korumuş olan Travnik Sokaklarında gezintimizi tamamlıyoruz. Ardından 300 yıllık İbrahim Paşa Medresesi gezintisi ile birlikte Fatih Sultan Mehmet'in su içtiği (Göksu) Plava Vodayı ziyaret ediryoruz. Son olarak Lutfina Kahve'de kahve ve baklava ziyafetinin ardından turumuzu tamamlayıp otele transfer gerçekleştiriyoruz. Tur esnasında börek, baklava ve kahve ikramımızdır. Turumuzun bitimi ile birlikte otelimize transfer.
3. GÜN Saraybosna (Poçitel,Jablanica,Blagaj,Buna,Neretva,Mostar)
Serbest uyanma ve kahvaltı otelimizde. Dileyen misafirlerimizle birlikte ekstra olarak düzenlenecek tam günlük öğle yemekli Mostar turu. (60 Euro) .Avrupa'nın en büyük ve en temiz doğal su kaynağı olan ve bir mağarada su yüzüne çıkan Buna'yı ziyaret ediyoruz. Saniyede 43000 litre su akıtan Buna, kaynağına kadar 19 kmlik bir yeraltı nehridir. Doğal kaynağı ziyaret ettikten sonra Blagaj Bölgesini 1446 yılında hakimiyetine alan Osmanlı Ordularının arasında bulunan tarafından yapılan ve Bosna'nın ilk tekkesi olan Blagaj Derviş Tekkesi'ni ziyaret edeceğiz. Ziyaretimizin sonrasında İkinci Dünya Savaşı'nın en kanlı muharebelerinden birinin yaşandığı Neretva Köprüsü'nü ziyaret ediyoruz. Sonra,Neretva Nehrinin kenarında alabalık ve salata ziyafeti yapıyoruz. Yemeğimizin ardından, Mostar' a gidiyoruz. Mostar'da yürüyerek yapacağımız turumuzda önce Mostar Köprüsü'nü görüyoruz. Mimar Hayreddin tarafından 1557 yılında inşa edilen köprü Osmanlı mimarisinin bir şaheseridir. Köprü 1992 yılında cereyan eden savaşta Hırvat topçusu tarafından yıkıldı, ancak Tükiye Cumhuriyeti'nin de büyük katkılarıyla 2004 yılında yeniden hizmete açılmıştır. Koska Mehmet Paşa Camii'ni görüyoruz. Eski şehir merkezi ve çarşıyı da gezerek sonlandırdığımız turumuzun ardından Saraybosna'ya geri dönüş. Geceleme otelimizde.
4. GÜN Saraybosna (Kravice,Medjugorje,Doljani,Dubrovnik,Cavtat)
Serbest uyanma ve kahvaltı. Gününüz serbest. Dileyen misafirlerimizle birlikte ekstra olarak düzenlenecek tam günlük öğle yemekli Dubrovnik turu. (100 Euro) Bu turumuzda öncelikle, Medjugorje yakınındaki Kravice'de vereceğimiz mola esnasında Kravice çağlayanını görüyoruz. Meryem Ana'nın görünerek mesajlar verdiği iddia edilen ve günümüzde Hıristiyanlar için Hac Yeri olarak kabul edilen Medjugorje'de yapacağımız gezi esnasında bu ilginç kasabayı gezeceğiz. Daha sonra, Bosna Hersek / Hırvatistan hudut kapısı Doljani'ye geliyoruz. Gümrük işlemlerinin ardından hareket edip, Dubrovnik'e varıyoruz. Dubrovnik eski şehir meydanında otobüslerden inerek yürürüyüş turu ile UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi'ne alınmış eski şehir meydanını geziyoruz. Bu turumuz esnasında, kuleler, muhteşem surlar, 14. yy.'dan kalma ve dünyanın en eski eczanesine de ev sahipliği yapan Francis Manastırı,Rector Sarayı, şehir kapıları, kuleler ve diğer önemli yapılar görülecektir. Öğle yemeğimizi tur esnasında lokal bir restaurantta et veya tavuk menüsü olarak alacağız. Turumuzda son durağımız, şirin sayfiye beldesi ve tarihi yapıları ile ünlü romantik Cavtat'ı gezeceğiz. Tur bitimi ile birlikte Saraybosna'ya transfer. Geceleme otelimizde.
5. GÜN Saraybosna - İstanbul
Serbest uyanma ve kahvaltı.Daha sonra Havalimanına transfer. Bilet, bagaj ve pasaport işlemlerinin ardından Türk Havayolları'na ait TK 1426 sefer sayılı uçakla saat 13:55'de İstanbul'a hareket. Saat 16:45'de İstanbul'a Hoşgeldiniz.
Not : BAMTUR, havayolu ile yolcu arasında aracı konumunda olup, 28/09/1955 Lahey
Protokolüne tabidir.Uçuş öncesinde saatler değişebilir ve tüm saatlerin hareket
tarihlerinden 48 saat önce teyid edilmesi gerekmektedir. Yurtdışı gezilerinde en
az 6 ay geçerli pasaport olması mecburidir.Paket tura katılacak sayının yeterli
olmaması durumunda 7 gün öncesinden tur iptali tüketiciye bildirilir. Uçağın ineceği
şehre göre parkurlarda değişiklikler olabilir.Uçuş saatlerimizi bürolarımızdan öğrenebilirsiniz.
Havayolu şirketleri tarafından yapılabilecek saat değişiklikleri ve olabilecek rötarlardan
BAMTUR sorumlu tutulamaz.BAMTUR , gerekli gördüğü durumlarda, tur güzergahını içeriği
aynı kalmak koşuluyla değiştirme hakkını saklı tutar.Şehir tanıtım turları şehre
varış saatine göre bir sonraki gün gerçekleştirilebilir. BAMTUR, kategorisi aynı
kalmak kaydıyla otel isimlerini değiştirme hakkını saklı tutar. Turun iptali durumunda
vize ücreti ve sigorta ücreti iade edilemez. Programlarda belirtilen geziler bazı
nedenlerden dolayı belirtilen gün/ günler dışında başka bir gün yapılabilir. Yerel
otoriteler tarafından gezilmesine, gidilmesine herhangi bir sebeple izin verilmeyen
gezi ya da turlar yapılmaz. Bu gezi ya da turların yapılamamasından BAMTUR sorumlu
tutulamaz. 3 kişilik odalarda ilave yatak uygulaması olup 3. yatak standart yataktan
küçüktür. Çocuk indirimi sadece 2 yetişkin yanında kalan çocuklar için geçerlidir.
BAMTUR Tur konsoloslukla müşterilerimiz arasında aracı kurumdur. Vize başvurusu
için en az 6 ay geçerli pasaport ve acentelerimizden temin edebileceğiniz vize için
gerekli evraklar listesinde belirtilen belgeler gerekmektedir.
THY ileIstanbul/Saraybosna/Istanbul hattında ekonomi sınıf uçak bileti
4 gece yukarıda belirtilen otelde yarım pansiyon konaklama
Tur programında belirtilen panaromik Saraybosna şehir turu
Havalimanı/otel/havalimanı transferleri
Türkçe Tur Lideri
Bağıra bağıra söyleyemediğimiz, ama her mırıldanışımızda içimizi sızlatan bir türküdür Bosna ve Hersek bizler için... Belki de, insanlık ayıbının yaşandığı günlerde, çok da fazla birşey yapamamış olmamızdan kaynaklanıyordur burukluğumuz. Ama yaralarını kısa sürede saran kardeş ülke halkı Bosnalılar, artık geleceğe umutla bakabiliyorlar. Eski Osmanlı topraklarında, hem kendi tarihimizin izlerini süreceğiz hem de yeni bir ülke keşfetmenin heyecanını hep beraber yaşayacağız...
Ne olursa olsun, ne kadar yıl geçerse geçsin; acıyı küllemek kolay değil. Geçmişi unutmak... Yaşanan dramların üzerini örtmek. Boş verip geçmek. Her yeni gün yeni bir şeye gebe. Doğru. Ama ocağına ateş düşenin gözünden yaş eksik olmuyor. Özellikle de kadınların. Savaş erkek nüfusu o denli azaltmış ki; sokaklarda, caddelerde çoğunlukla kadınlar var. Zaten 35 yaş üstü birçok erkek de sakat kalmış! Savaş öncesi 4.5 milyon nüfusu olan Bosna Hersek'in nüfusu bugün 3.5 milyon civarında. Tam sayı bilinmiyor. Resmi sayım 2010 yılında gerçekleşecek.
Müzelerde tarihi belgeler var. Biri de 1863-1864 yılında yapılan bir sayımla ilgili. 15 bin 200 Müslüman, 3 bin Ortodoks, 200 Katolik. Oranlar hayli değişmiş.
Büyük katliamların, insan dramlarının yaşandığı 13 yıl önceki son savaşta en çok kayıp Boşnaklarda. O yüzden acının çoğunu yaşayan onlar. Bugün nüfusun yarıya yakını Boşnak. Hırvatlar yüzde 10-15, Sırplar da yüzde 35- 40 dolayında. Savaşta ölenlerin sayısı da 200 binden fazla. Kayıplar da 30 bin kadar. Yeniden kavuşma, bir araya gelme... İhtimal sıfır olsa da umutlar taze. Belki bir gün.
YAZ VE KIŞ BAŞKA GÜZEL
Saraybosna'nın içinden akan Milyatka nehrinde soluklanıp, başınızı yukarılara diktiğinizde garip bir duygu sarıyor yüreği. Bir zamanlar çok hikayeleri dinlenen, "adresi şaşırmayan" keskin nişancıları canlandırıyorsunuz gözünüzde. Yukarıdaki tepelerden nasıl ölüm yağdırmışlardı? Bu duygular 5 şubat 1994'te 67 kişinin öldüğü pazar yerini gezerken daha da yoğunlaşıyor. Masum insanların tepelerine yağan havan mermileri.
Pazar yerinde bir değişiklik, üzerinin kapanması. Bir de duvarda o gün can verenlerin isimleri. Havan mermisi ve bomba atılarak toplu ölümlere neden olunan yerler kırmızı boyalarla sabitlenmiş. Bir de duvarlarda ölenlerin adları yazılı. Kırmızı boyalı bir alan gördüğünüzde geliyor hüzün, yapışıyor beyninize.
Milyatka nehri nazlı nazlı akarken, sıra sıra yolunuza çıkan köprülerde başka tarihsel gerçekleri çarpıyor yüzünüze. Savaşlara neden olmak. Hem de büyük savaşlara. Avusturya Macaristan Prensi Ferdinand bu köprülerin birinin üzerinde vurulmuştu, Bosnalı Sırp bir genç tarafından. Tarih kitaplarından bildiğimiz bir olay. Öyle başlamıştı 1. Dünya Savaşı. Ya bildik Bosna savaşı. Sırp Müslüman çatışması. Sırpların bir çok yerde acımasızca gerçekleştirdiği katliamlar. İnsanlık adına utanç verici gelişmeler, tecavüzler. Ve Bosna savaşının başladığı köprü. Nehrin sularının değişerek akışının zihninize kazıdığı bir sürü şey. Bunları da görüp yaşamak, buradaki insanları anlamaya çalışmak gerekmez mi?
Hem kültür turizmi, hem yeni bir yer görme, hem tarihe birçok açıdan tanıklık etme. Osmanlı'nın eserleri, yarattıkları ve izleriyle farklı bir dünya. Bizden yansımalar. Eşsiz doğa güzellikleri. Mermiler, bombalar güzelliklerini zedelese de.
Yazın bir başka güzel, kışın bir başka. Kaçımızın aklında kaldı bilemem, ama Saraybosna 1984 Kış Olimpiyatları'nın evsahibiydi. Yani, kış turizmi anlamında ciddi bir merkez. Pistleri, otelleriyle... Fiyatları da İsviçre ve Fransa'yı bilenler için devede kulak. Hem güzel, hem avantajlı. Keşfetmek için geç kalmış sayılmayız.
Enflasyon büyük ölçüde dizginlenmiş. Para birimleri marka. 1 Euro, 2 marka ediyor. Her yerde Euro'yu kullanabiliyorsunuz.
DÖRT KİLİDİ OLAN KAPI
Saraybosna'dan Mostar'a uzanınca 10 dakika ötedeki Blagaj'ı görmemek olur mu? Eşsiz bir doğa cenneti. O gürül gürül sular insanın ruhunu yeniliyor. Ve dik, ulaşılmaz dağın eteğinde bir tekke. Daha Fatih buraları Osmanlı'ya katmadan önce kurulmuş. Ünlü Sarı Saltuk tekkesi. Onun ve öğrencilerinin sadece bir din ve tasavvuf merkezi halinde tutmadıkları, insanlara huzur veren bir buluşma noktası. Kültürün, sosyal yaşamın bir parçası. Bugün de öyle. Dünyanın birçok yerinden insan ziyaret ediyor bu tekkeyi.
Uzun yıllar Osmanlı etkisi yaşayan ve önemli kazanımlar elde eden Bosna Hersek'in Osmanlı'dan kopuşu ise diğer bir çok yerde olduğu gibi trajik. 1908'de bir kararname ile Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun oluyor. Çatışmalar, kavgalar, uluslar arası gerginlikler. Ortadaki gerçek; bir eyaletin daha yitmesi. Hem de yüzyıllarca kaynaşılan.
Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar bugün de zor bir yaşamı paylaşıyorlar. Sancıları aşmaya çalışıyorlar. Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'nın bir önemli özelliği aslında "dört kilidi olan bir kapı" olması... Dört kavşağın buluşma noktası. Öyle ya, bir yanda camiler, bir yanda kiliseler. Ve sinagog. Dört bileşen; Katolik, Ortodoks, Müslüman ve Yahudi.
ÖZGÜRLÜK YOLU ŞİMDİ MÜZE
Sinagog, Ortodoks Kilisesi, eski köprü, Kale, büyük devlet adamı İzzetbegoviç'in anıt mezarı, Gazi Hüsrev Paşa, Ferhat Paşa, Çarşı camileri, bedestenler, medreseler, hamamlar, türbeler, Saraybosna Müzesi, kuşatmanın sembolü Tünel, Saat Kulesi, Bosna nehri..
Ve birçok yerde karşınıza çıkan "Bosna Fatihi" Fatih Sultan Mehmet'in fermanı. Sanki yüzyıllar sonra camileri, evleri, okulları, hastaneleri yakıp yıkan, masum insanları acımasızca öldürenlere ders verircesine. Sadece bu anlamlı farkı yaşamak bile güzel! Ve Saraybosna'da bir başka önemli nokta: Tünel. 1300 gün kuşatılan, dış dünyayla bağlantısı koparılan Boşnaklar'ın özgürlük yolu. Sırp mevzileri arasından, uluslararası havaalanının altından özgür dünyaya açılan pencere. 800 metre uzunluğunda, bir metre eninde ve 1.60 metre yüksekliğinde. Bugün bir müze ev.
Nice acılara tanıklık etmiş bir gurur merkezi. Bombalar zarar vermiş ama günde bazen dört bin kişi ölümden yaşama o tünel yolundan uzanmış.
Bir buçuk saat ötede Mostar. Tarihi köprü. Canlanan anılar. Köprünün çevresinde hediyelik eşya satan insanlar. Karşıda bir gurur abidesi. Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayrettin'in yarattığı bir şaheser: Mostar Köprüsü. Yenilenmiş şekliyle de güzel. Bir yanda Hırvatlar, bir yanda Boşnaklar. Barış için elini uzatan bir bağlaç: Köprü. İki yakayı birleştirmiş yıllar yılı ama sevgileri değil.
Ve hemen yakınında küçüğü. İnsanların yaşamını kolaylaştırmak için. Ve köprülerin altından akan sular. Gürül gürül. Öyle görkemli bir manzara ki. Yine yakınlarda Meryem Ana'nın göründüğüne inanılan kilise.
Saraybosna bir başka alem. Ama Mostar da, Ilıca da, Blagaj da, Zenica da, Tuzla da, Bihaç da çok güzel. Tüm sıcaklığına rağmen derinliklerinde bir hüzün gizli. Sessiz bir gözyaşı. Belki etkileyici olan da bu. Hediyelik eşya satıcılarında göze çarpan "Ben Müslümanım. Panik olma" tişörtleri de anlamlı.
BOŞNAK GELİN TÜRK DAMAT
Son yıllarda Türkiye'den Bosna Hersek'e gelen Türklerin sayısında da artış var. Kimi iş için. Kimi arayıştan. Kimi de askerlik nedeniyle. Malum burada bir Türk Birliği var. Savaş sonrası dönemdeki katkıları büyüktü. Bugün de Bosna Hersek halkına ciddi yardımları var. Askerlik için buraya gelenlerin bazıları büyük aşklar yaşamış. Bunlar içinde evlenenlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Boşnak gelinler, Türk damatlar.
Bir süredir sıkça rastlanan bir manzara.
Bosna Hersek'te özellikle Boşnak kesimde Türkiye sevgisi malum. Savaş dönemindeki katkılar, sonrasındaki yardımlar. Tarihi binalara yönelik restorasyon çalışmaları. Mostar Köprüsü'nün yapımına verilen destek. Okullar, kütüphaneler. Bu katkılar sevgiyle anılıyor.
Her adım başında Ziraat Bankası. Türkçe konuşmalarınıza Türkçe katılmalar, selamlar. Belki de çok fazla bilmedik, hissetmedik bir büyük zenginliğin, bir İmparatorluğun mirasçısı olmak. O duyguyu daha derinden hissetmek. Mutluluk, keyif, gurur
GECE HAYATI
Gece yaşamı da son yıllarda hareketli. Barlar, Cafe'ler, diskolar hızla çoğalıyor. Başçarşı'daki The Club ile termali ile ünlü Ilıca yolundaki Club Aqua en ünlüleri. Her yaştan gençler Saraybosna' ın bu iki katlı, görkemli diskosunda eğleniyor. Dedik ya; yaşam değişiyor. Her şeye rağmen. İşte bu değişimin izlerinden biri de eğlence mekanları. Onca acı, onca sıkıntı, onca sancı. Ama sürüp giden de bir yaşam. Güzellikler yavaş yavaş filizleniyor. Savaşın çirkinlikleri ortadan kaldırılıyor. Bosna Hersek'in yakılan, yıkılan, kan dökülen yeşil tepelerinden, provokasyonlara inat, dostluk, dayanışma, barış ve hoşgörü suları dökülüyor aşağı doğru.
Bir keşif Saraybosna. Belki de Bosna Hersek, bütünüyle. Doğanın, tarihin, kültürün, etnik buluşmaların keşfi. Şimdi, Bosna Hersek'ten, güzel insanlardan, anlamlı bir tarih ve kültür yolculuğundan ayrılma zamanı.
Unutulsa da hálá birçok Boşnak evinde yankılanan bir türkü takılıyor dilime: İstanbul'da / Boğaziçi'nde / Gülşeker ağlamaya başlamış / Beyaz Köşkü'nde / Osman Paşa'nın sevdalısı / Gülşeker...
Savaşın acımasızlığıyla yüzleşerek tatil, tarih, doğa, spor, yemek, her şey
MOSTAR
Bu topraklara gelmek için o kadar çok nedenimiz var ki... Saraybosna'ya ve Mostar'a. Bir dönemler Osmanlı'nın en anlamlı mesajlar, izler bıraktığı cennet köşelerine. Sadece tarihsel bağlar mı Saraybosna'yı, Mostar'ı bize güzel kılan? Değil, inanın. Doğal güzellikler, eşsiz mimari. Henüz bozulmamış ekolojik yapı. İnsanın ruhunda yeni sevgileri körükleyen, özgürlüğünü coşturan bitmez
tükenmez su kaynakları. Nehirler, dereler. Belki nice direnişlerde, nice baskılarda dimdik ayakta kalmanın gururunu yansıtan yüce dağlar. Sırtlarını ta kentlerin içine dayamış. Seyre doyum olmaz camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, köprüler, bedestenler. Alın terini yansıtan taş sokaklar. Tek katlı küçük dükkanlar. Tarihi binalarda sanatın, kültürün, farklılığın izleri. Ve tabii sinagoglar, kiliseler, katedraller. Müslümanlar, Ortodokslar, Yahudiler ve Katolikler. Ezan seslerine karışan çan sesleri. Bir renk alemi.
Fatih Sultan Mehmet'in Bosna'yı Osmanlı topraklarına kattıktan sonra "dünyaya örnek" yayınladığı ferman, bir sevgi, büyüklük ve dostluk manzumesi: "Buradaki insanlar himayem altındadır. Özgür yaşayacaklar. Kiliselerine dokunulmayacak."
YEMEK
Boşnak böreği, Bey çorbası, dağ kokulu etlerden yapılma köfte, soğan dolma, baklava, lokum ve diğer birçok lezzet. Hem bildik, hem de yedikçe çok sevdik tatlar...
Boşnakların kökeni Bogomillerin, farklı etnik yapısı. Mezarlar, Bosna kilisesi. Bugün bile doğuş noktasıyla ilgili belirsizlikler süren, birçok araştırmacının uğrak yeri coşkun Buna nehri. Buna nehrinin doğduğu dağlara sırtını dayamış bir önemli tekke ve derviş: Sarı Saltuk. Gericilik ve taassubun değil, sevgi, hoşgörü ve paylaşımın tebliğcisi. Bu topraklarda İslamiyet hızlı yayılmışsa "çorbada tuzu olan" dervişlerden biri...
Son olarak, Mısır'dakilerden bile eski olduğu iddia edilen ve hala araştırmalara konu olan Piramitler!...
Ne çok şey saydık; bir çırpıda. Bir ülkeyi, bir kenti, bir bölgeyi keşfetmek için ne eksik ki!